Ertuğrul Fırkateyni Şehitlerine Vefa – Kuşimoto (Japonya) Ziyaretim

Kuşimoto (Kushimoto)

Japonya’nın ana adası olan Honshū’nun en güney noktasında, Vakayama (Wakayama) Eyaletinde yer alan sahil kasabası. Burası, biz Türkler için hüzünlü bir hikâyenin yaşandığı yer…

Ertuğrul Fırkateyninin Hüzünlü Hikayesi

Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit’in emriyle imparator Meiji’ye şeref nişanı sunma görevini tamamlayan Türk Heyeti, başta Büyükelçi Osman Paşa olmak üzere Ertuğrul Fırkateyni ile Türkiye’ye dönmek üzere yola çıkmıştır. Ancak, geri dönüş seyri sırasında Kumano Denizinde patlayan fırtına Ertuğrul Fırkateyni’ni Kaşinozaki Feneri civarındaki Funaköra kayalığına doğru sürükler. Ertuğrul Fırkateyni denizciler tarafından “Deniz Şeytanı” diye adlandırılan bu kayalara çarparak ortadan ikiye ayrılır ve batar.

Bu elim deniz kazasında Osman Paşa ile birlikte 580 kişiden biraz fazla Türk Denizcisi hayatını kaybeder. Kurtulan 69 kişi, azgın deniz ve dalgalar ile mücadele ederek yakındaki bir fener adası olan Kaşino’ya çıkarlar ve halktan yardım isterler. Gece yarısı, fırtınalı bir havada hiçbir kurtarma imkânı bulunmayan bu küçük adanın halkı, kurtulan denizcileri kendi imkanlarıyla tedavi eder, giyecek verir ve kümeslerinde bulunan tavuklar ve depolarındaki patatesler ile besleyerek kurtulmalarında önemli bir rol oynar.

Bu küçük adadaki yiyecek, giyecek ve imkanların azlığı ve yetersizliği bazı güçlükler yaratırsa da aşçı Fumiemon’un hazırladığı yemekler ve ada halkının sıcak misafirperverliği, Türk denizcilerin kendilerini evlerindeymiş gibi hissetmelerini sağlar ve büyük moral kaynağı olur.

Daha sonra yapılan arama-kurtarma çalışmalarında bulunan cesetler, kazadan kurtulan Haydar ismindeki bir Türk subayının katılımıyla Funaköra kayalığına nazır bir mevki olan Kasinozaki tepesinde defnedilir. Ancak, başta Osman Paşa olmak üzere, 300 kişiden fazla Türk Denizcisinin naaşları, halan vatanlarından binlerce kilometre uzakta, Kaşino’da, deniz dibinde, dost bir ülkenin bağrında sonsuza kadar yatmaktadırlar (Türk Müzesi).

Kuşimoto Yolculuğum

Kiraz çiçeklerinin açtığı “Sakura” zamanında kendimi son anda Japonya uçağında bulmuştum. Japonya büyülü bir yer gibiydi…

Sakura zamanında Japonya büyülü bir yere dönüyor (Fotoğraf: Yasuo Osakabe)

Tokyo ve Kyoto’dan sonraki durağım Kuşimoto’daki Ertuğrul Şehitliği Anıtı ve Müzesi idi. İlk olarak Kyoto’dan hızlı tren ile Shin-Osaka’ya geçmiştim. Oradan da Kuroshio trenine binmiştim. Hava hafif yağmurlu, biraz da kasvetliydi. Aklıma gitmeden okuduğum, Ekşisözlük’teki şu entry gelmişti:

Derler ki ne zaman bir Türk buradaki anıtı ziyarete gitse yağmur yağarmış. Bunu söyleyen insanlara göre bu yağmur, orada yatan askerlerin bir Türk gördüğü için ağlamasından kaynaklanıyormuş. Bu olayın tek istisnası, eski deniz kuvvetleri komutanı Güven Erkaya’nın ziyareti sırasında yaşanmış. Bunun nedenini de, “asker komutanının önünde ağlamaz” diye açıklamış komutan…“.

Trende kimsecikler yoktu. “Nereye gidiyorum ben?” diye düşünüyordum. Hatta dönüş trenini kaçırsam ne yaparım, onu düşünmeye başlamıştım. Çünkü Kuşimoto’dan dönebileceğim sadece 2 tren vardı…
(Sonradan yapılan değişiklik: Shin-Osaka’ya dönüş tren saatleri: 1) Hareket 15:20 – Varış 18:52, 2) Hareket 18:32 – Varış: 21:51 )

Gidişi varda dönüşü var mı bakışı…

 

JAPONYA’DA EKONOMİK SEYAHAT İMKÂNI:
JR Japonya Demiryolu Geçiş Kartı

Japonya’da hayat pahalı. Gezmek de pahalı. Haliyle şehir içinde ve şehir dışında gezmek oldukça maliyetli oluyor. Ama buna bir çözüm var:
JR Japonya Demiryolu Geçiş Kartı

Demiryolu Geçiş Kartı

Japonya’da trenle her yere hızlı ve güvenli seyahat edebilirsiniz…

Sadece Japonya’ya geçici süreyle gelen turistlerin kullanabildiği bu kart ile kullanım süreniz boyunca *sınırsız* sayıda demiryolu yolculuğu yapabiliyorsunuz. Sınırsız derken gerçekten sınırsız 🙂

Bu kart, JR (Japonya Demiryolları) geçerli şehir içi ve şehir dışı hatlarda geçerli. Şehir içinde durakta görevliye göstererek geçiş yapıyorsunuz. Şehirler arası yolculuklarda ise yer garantili seyahat edebilmek için seyahatiniz öncesi gişeye gidip kartınızla biletinizi alabiliyorsunuz. Bileti kullanamazsanız sorun da olmuyor…

Burada önemli bir uyarı daha yapayım: Bu kart, şehir içinde metro hatlarında işlemiyor (Yani metrolara para ödemeniz gerekiyor). Banliyo hatlarında işliyor. Ama banliyo hatları da işinizi görüyor…

Kartı edinmek ve kullanımı hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için buraya bakabilirsiniz.

Trenden iner inmez şöyle sıcacık bir hoş geldiniz tabelası beni karşılamıştı: “Kuşimoto. Türkiye ile dost şehir, 1890’dan beridir“.
(Ekim 1964’te Kuşimoto Kasabası ile Yakakent kasabası kardeş şehir olmuş, daha sonra 1994’te de Mersin ile kardeş şehir anlaşması imzalanmıştır)

Tren istasyonundan inince karşıma çıkan hoş geldiniz tabelası…

Dönüş için hissettiğim telaş, yerini heyecana bırakmıştı. Yeni hedefim bir an önce Oshima Adasının en uç noktasındaki müze ve anıta gidebilmek için bir araç bulabilmekti. Bir yerlerden otobüs kalkıyordu ama kasabada neredeyse kimse yoktu. Biraz dolandıktan sonra bir taksi bulabilmiştim…

Kaynak: Japan-Guide

(Sonradan yapılan değişiklik: Arşivimdeki Kushimoto haritalarını ve müzeye toplu ulaşımla alakalı çizelgeyi ekledim)

 

Taksiyle yol alırken yağmur yağmaya başladı. “Acaba” dedim kendi kendime “yağmur rivayeti doğru mu?“. Derken Türk Müzesi’ne gelmiştim…

Türk Müzesi

Türk Müzesi – Kuşimoto

Türk Müzesi 1974 yılında hizmete açılmış. Müze, “Türkiye ile Japonya arasındaki dostluğun sembolü ve dünyaya sevgi, saygı ve barışın önemini simgeleyen bir eser olarak inşa edilmiş” (Türk Müzesi). Müze, küçük ve kompakt. Müzenin dış cephesi, geleneksel Türk sanatlardan çini seramik karo ile kaplanmış.

Müzede, batan Ertuğrul Fırkateyninden kurtarılan bazı eşyalar, geminin maketi ve fotoğraflar yer alıyor…

ehitlerimizin listesini gördüğüm an çok duygulanmıştım. Zaten ağlıyordum çünkü şehitlerimizin birçoğunun naaşına ulaşılamadığından mezarları memleketten çok uzakta, ta Japonya’da denizin dibindeydi. Derken anne tarafımın geldiği beldeden çıkan şehitlerin çokluğunu görünce ağlama krizine girmiştim. Artık duramıyordum. Çünkü dedem ve öncesinde ailede herkes gemiciydi. Belki de şehitler içinde akrabalarım vardı…)

Müzenin terasına çıktığınızda Ertuğrul Fırkateyninin battığı yeri görebiliyorsunuz.

Okyanusları aşmış, onca badireler atlatmış bir gemi, bu kayalıklara çarparak mı batmıştı?
Geminin asıl batma sebebi tek başına çarpma değildi, patlamaydı. Olay şöyle yaşanmıştı:

KAZADAN KURTULAN KAZAZEDENİN ANLATTIKLARI
I

(İstanbul Deniz Müzesinden)Miladi Eylül ayının on beşinci pazartesi günü öğleden sonra Yokohama’da bulunan kolera karantina yeri olan Nagaora önlerinden demir kesme ile hareket edilerek sekiz saat sonra çıkılmakla Okyanus’a girildi. Gemimiz sekiz mil suratla hareket etmekte ve poyraz rüzgârı ise hafif hafif esmekteydi. O gece bu şekilde yolumuza devam ediyor ve gemi de, o hafif rüzgarın doğurduğu küçük dalgalar ile gemicileri büyük bir his ile duygulandırmak için ağır ağır yalpa yapıyordu. Ertesi gün saat beş altı sıralarında o hafif hafif esen rüzgâr sertleşmeye ve dalgalar ise o kadar büyümeye başladı ki yaklaşık kırk kadem kadar yüksekliğe çıkıyor, gemi de 38 derece yalpa yapıyordu. Biz de Yokohama’dan yaklaşık 250 mil açılmış ve Kaşinozaki Feneri’ni pruvamıza alarak gemi dâhlinde Allah Allah sesleri duyulmaya başlamıştı. Gece saat üç sıralarında bahse konu fener bordaya alınarak fenerin olduğu yerden dönmek üzere serdümenlere “Sancağa gel!” komu verilmesinin arkasından gemi sancağa gelmeye başladı. Ancak fırkateynin yolu denizlerle ancak iki veya iki buçuk mile inmiş ve gece ise göz gözü görmeyecek derecede karanlık, rüzgarlı, yağmurlu ve fırtına ise hükmünü sürdürürken arası çok geçmeksizin gemicileri titreten ve tayfun denilen o müthiş dönücü rüzgarın ilk fırtına üstüne bindirmesi ve geminin, yolundan düşmesinden dolayı bahse konu fenerden bir mil açık bulunan (Kii) ismindeki kayalara çarpmasıyla buhar devreleri ve kazanı patladı.

II

Gemi kayaya çarptığı zaman bir ana baba günü koptu ki o çarmıkların üzerine çıkan ve filikaların içine giren, Allah Allah diye bağıran, kelime-yi şahadet getirenler sayılamayacak kadar çoktu. O sıradan ben de kıç kasarası üzerinde bulunmaktayım ve aklıma ise asla korku gelmemekteydi. Yalnız direkler yıkılırken altında kalmamak için gözlerim direklerin üstündeydi. Dalgalar gemiyi kaldırıp kaldırıp kayaların üstüne attıkça önce grandinin iskele tarafına ve kıça doğru çapraz olarak devrilmesinin arkasından pruva direği de yine iskeleye ve palasarte üzerine yattı. Yattı ama her iki direk 180-200’er kişi öldürdü. En sonunda mizana direği yıkıldı. Bu direk de önceki iki direğin ezmiş olduğu insandan daha çok ölüme sebebiyet verdi. Filikalar ise dalgaların çarpmasından mataforalarıyla beraber geminin altına doğru sokuldukça içinde bulunanların bağrışmalarına yürek dayanmazdı. Bu sırada ben yine kasara üstüne paşa hazretleri ile beraber bulunmaktaydım. Kendisi hiç durmadan ağlamaktaydı. Kısaca gemi beş dakika zarfında tamamen parçalanıp denizin üzerine yayıldı. Ben de paşa ile kırılan bir direğin üzerine çıktım.

III

Paşa ile beraber hiç durmadan sahile yaklaşmakta isek de denizlerin atmış oldukları kerestelerden birinin paşanın başına çarpmasıyla beraber paşa ruhunu teslim etti. Çaresiz ileri gitmek için ağaçlar üzerinde çabalarken deniz beni direk üzerinden alıp altına sokmuştu ki, o zaman kalbimden kelime-i şahadet getirmekteydim. Üç dört kere batıp çıktıktan sonra bir ağacın üstüne çıkarak dört beş saat denizde uğraşa uğraşa Allah’a şükür sağ olarak karaya çıktım. Ancak fenere gitmek için yol yoktu, kara tamamen dik kayalardan meydana gelmiş olup fener ise tepedeydi. O gece sabaha kadar bir don bir gömlekle kaldığımdan bir taraftan yağmur ve soğuktan donmak, diğer taraftan da yaralıların o yürek parçalayıcı bir şekilde çıkardıkları ağlama inleme seslerine dayanmak çok zordu.

IV

Sözün kısası sabah oldu, fenere çıkmak üzere bir yol bulmak için her birimiz bir tarafa gidip araştırmaya başladık. Sonunda bir sıçan yolu bulduk, oradan fenere çıktık. Askerin yaraları fenerciler tarafından güzelce temizlendikten sonra ve iyice sarıldıktan sonra bize yemek çıkardılar. Allah’a ve padişahımıza şükürler ederek karnımızı doyurduk ve durumumuzu anlattık. Ama hiç İngilizce bilen bulunmadığından anlaşamadık. Sonra akşamüzeri benimle beraber bandocu subayı bir kayığa bindirdiler ve Osaka’ya götürdüler. Oradan da bir vapura binerek Kobe’ye geldik. Yolculuk sırasında geminin kaptanı bize çok iyi ağırladığı gibi birer kat elbise de verdi. Kobe’de bizi polis merkezine teslim ettiler. Orada durumumuzu güzelce anlattık. Hemen Yokohama’ya telgraf çekilerek bizi de gayet güzel bir hotele yatırdılar. Sözün kısası sabah oldu. Bir Alman ganbotu gidip diğer askeri de alarak Kobe’ye getirip hastaneye yatırdılar. Mikado tarafından gönderilen özel doktorlar vasıtasıyla tedavi edildiklerinden İnşallah on – on beş gün içinde yaraları iyileşir de biz de hareket ederiz.Kobe’den 30 Eylül 1890’da.

Facianın 125 yılı dolayısıyla 2015 yılında gösterime giren “Ertuğrul 1890 / Kainan 1890” filminde geminin nasıl battığı görülebiliyor…

ERTUĞRUL 1890 / KAINAN 1890 FİLMİ
Film; Türk-Japon dostluğunu gösteren iki olayı işliyor:
1) 1890’da Ertuğrul Fırkateyninin batışı sonrası Japon halkının yardımı
2) 1985’te İran’dan Japonları kurtaran Türk Hükümeti

Ertuğrul Şehitliği

Türk Müzesinden aşağıya, fenere doğru biraz ilerlediğinizde sağ tarafta şehitliğimiz yer alıyor…

{Şehitliğe geldiğimde yağmur şiddetini artırmıştı ve sırılsıklam olmuştum. Sonrasında koşa koşa müzeye sığınmıştım. Taksi hariç istasyona geri dönme ihtimalim yoktu. Müze görevlisi Yukino Hanım, hem bana taksi çağırmıştı hem de kurulanmam için bana büyük mendiller vermişti. Kurulandıktan sonra mendilleri  kendisine geri vermek istediğimde kabul etmemiş, mendilleri bana hediye etmişti. İçimden, Türkiye’ye dönünce hediye göndermek koşulu ile hediyelerini kabul etmiştim. Üzerinde Kanji alfabesiyle iyi dilek temennileri bulunan bu mendilleri koşularımda bandana olarak kullandıkça kendisini, gezimi ve Japon misafirperverliğini minnetle anarım…}

Bir Gezinin Çok Ötesi: Ertuğrul Fırkateyninin Misyonu

Peşi sıra birçok aksaklıkla devam etse ve sonu çok büyük bir dramla bitse de Ertuğrul Fırkateyni’nin tarihimizde çok ayrı ve önemli bir yeri var…Gezinin görünürde iki temel sebebi var:

1) İmparator Meiji’nin yeğeni Komeii, Avrupa seyahati sonrasında II.Abdülhamit’e uğramış ve hediyeler sunmuştur. Uzak doğuda yeni bir devin ayak sesleri duyulmaktadır. 1868 – 1912 tarihleri arasında tahtta olan İmparator Meiji, Japonya’yı feodal bir toplumdan modern bir topluma geçişini sağlamıştır. Meiji, sosyal yapı, iç politika, ekonomi, askeri ve dış ilişkiler alanında değişimler yaparak Japonya’nın hem çağdaşlaştırmış hem de dünyada güçlü bir statüye ulaştırmıştır. Ertuğrul’un gezisiyle, daha sonra 1894-5 yıllarında Çin’i ve 1904-5 yıllarında Osmanlı’nın ezeli düşmanı Rusya İmparatorluğunu savaşlarda yenerek gücünü ve gelişmişliğini tüm dünyaya duyuracak “yeni güç” Japonya’ya iade-i ziyaret yapılmış olacaktır… (Apatay, Wikipedia).

2) Ertuğrul bazı önemli yerlerde duracak ve bu sayede Osmanlı Devleti’nin itibarı sağlamlaştırılacaktır…

Ertuğrul Fırkateyni’nin Rotası (Kaynak: Yedi Kıta Dergisi)

Emekli Amiral Çetinkaya APATAY’ın “Türk Japon İlişkileri ve Ertuğrul Fırkateyni’nin Öyküsü” Kitabından;

Kitabımda işleyeceğim ana tema, ismini Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in babası Ertuğrul Gazi’den alan, dış çizgileri itibarıyla devrinin seyredenini etkileyecek derecede güzel görünüşlü, ahşap yapılı, yelken ve/veya buhar makinesiyle yürütebilen Ertuğrul Fırkateyni’nin ibretle okunacak dramı ve onu bir dramın kahramanı yapan stratejik, politik, ekonomik ve hatta dinsel ve kişisel nedenler ile Türk-Japon ilişkilerindeki müstesna bir mihver oluşturan yeridir” (Syf: 2)

Gezi boyunca birçok aksaklık yaşanır…
  • Gemi, Süveyş Kanalı’nda karaya oturur. Bu durumu, İstanbul basınından evvel İngiliz gazeteleri duyurur. Times Gazetesi, olayın “Ertuğrul’un subaylarının yeteneksizliğinden kaynaklandığını” bile iddia eder (APATAY – Syf: 71)
  • Kızıldeniz’deki seyir sırasında geminin etrafını köpek balıkları sarar. “Osman Bey, gemi subaylarını ve mürettebatını toplayarak yelken işlerinin büyük bir sükunetle ve dikkatle yapılmasını, aksi takdirde burada denize düşeni bu aç canavarların bir anda parçalayıp yok edebileceklerini anlatır” (APATAY – Syf: 109)
  • Gemide başka sorunlar da yaşanır: Kolera salgını, fare istilası…
    {APATAY kitabında, fareler için bulunan ilginç çözümü anlatıyor. Uzun süreli gemi seyahatlerinde bir süre sonra kafayı yiyip denize atlayarak intihar ettikleri için kediler çözüm olmuyormuş. Bunun yerine, başka fareler aç bırakılıyormuş. Yamyamlaşan fareler, diğer fareleri yiyormuş. Bu yöntem gemide işe yaramış…}
Seyahatin Müslüman halk üzerinde etkisi büyük olur…
  • Hindistan’daki sevinç gösterilerinden bahsederken APATAY Güvertede namaz kılanlar, direklere tırmanıp Osmanlı sancağına yüzünü gözünü sürenler, geminin güvertesini ve iskelesini öpenler, ağlayanlar Osmanlı şeref ve itibarına bu yörelerde çoktan beri hasret çekildiğinin canlı ve somut kanıtlarıydı” diye bahsetmektedir (APATAY – Syf: 112).
  • Bombay Gazetesi’nden; “…Osmanlı denizcileri kadar, kıyafet ve tavırlarından çok üstün ahlak sahibi olmalarıyla tanınan başka asker tasavvur edilemez” (APATAY – Syf: 114).
  • Bölgede hüküm süren hava şartları ve geminin hasarlı durumu dikkate alındığında, bu seyir Ertuğrul için gerçekten övünülecek bir başarı sayılabilirdi. Osmanlı denizcilik kültürünün ne denli köklü olduğunun bir başka kanıtı idi…” (APATAY – Syf: 119).
  • Singapur halkının Ertuğrul’a gösterdiği sevgi, saygı ve misafirperverlik Bombay ve Kolombo’da gösterilenlerin de kat kat üzerine çıkmış, mürettebatının sahilde, sokaklarda, camide gördüğü itibar ve saygı, diğer milletlerin hasedini çekecek kadar büyük olmuştu” (APATAY – Syf: 120).

Kuşimoto. Türkiye ile dost şehir, 1890’dan beridir

Kuşimoto…Bir hüznün yaşandığı, bir dostluğun başladığı, büyük bir misyonu başarıyla tamamlayan ancak vatan topraklarına dönemeyen ecdadımızın -Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi- “kefensiz yattığı” yer…Yolunuz bir şekilde Japonya’ya düşerse Kuşimoto’ya uğramanızı tavsiye ederim…

Mehmet Akif Ersoy demişken yazımı üstadın “Japonlar” şiiriyle bitireyim:

JAPONLAR – MEHMET AKİF ERSOY

Sorunuz, şimdi, Japonlar da nasıl millettir?
Onu tasvire zafer-yâb olamam, hayrettir!
Şu kadar söyleyeyim: Din-i mübinin orada,
Ruh-u feyyazı yayılmış, yalınız şekli: Buda.
Siz gidin, saffet-i İslam’ı Japonlarda görün!
O küçük boylu, büyük milletin efradı bugün,
Müslümanlıktaki erkan-ı sıyanette ferid;
Müslüman denmek için eksiği ancak tevhid.
Doğruluk, ahde vefa, va’de sadakat, şefkat;
Acizin hakkını i’laya samimi gayret;
En ufak şeyle kanaat, çoğa kudret varken;
Yine ifrat ile vermek, veren eller darken;
Kimsenin ırzına, namusuna yan bakmayarak,
Yedi kat ellerin evladını kardeş tanımak;
“Öleceksin!” denilen noktada merdane sebat;
Yeri gelsin, gülerek, oynayarak terk-i hayat,
İhtirasat-ı hususiyyeyi söyletmeyerek,
Nef-i şahsiyi umumunkine kurban etmek…
Daha bunlar gibi çok nadire gördüm orada.
Ademin en temiz ahfadına malik bir ada.
Medeniyyet girmiş yalınız fenniyle…
O da sahiplerinin lahik olan izniyle.
Dikilip sahile binlerce basiret, im’an;
Ne kadar maskaralık varsa kovulmuş kapıdan!
Garbın eşyası, eğer kıymeti haizse yürür;
Moda şeklinde gelen seyyie gümrükte çürür!
Gece gündüz açık evler, kapılar mandalsız;
Herkesin sandığı meydanda, bilinmez hırsız.
Ya o mahviyyeti insan göremez bir yerde…
Togo’nun umduğumuz tavrı mı vardır? Nerde…
“Gidelim!” der, götürür! sonra gelip ta yanıma;
Çay boşaltırdı ben içtikçe hemen fincanıma.
Müslümanlık sanırım parlayacaktır orada;
Sâde, Osmanlıların gayreti lazım arada.
Misyonerler, gece gündüz yeri devretmedeler,
Ulema, vahy-i İlahiyi mi bilmem, bekler?

Kaynak:

  • Ertuğrul’un Hazin Hikâyesi – Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi. http://yedikita.com.tr/ertugrulun-hazin-hikayesi/ Erişim tarihi: 29.07.2018
  • Kushimoto. Ekşi Sözlük. https://eksisozluk.com/entry/3985918. Erişim tarihi: 29.07.2018
  • Kushimoto. https://www.japan-guide.com/e/e4957.html. Erişim tarihi: 29.07.2018
  • Türk Japon İlişkileri ve Ertuğrul Fırkateyni’nin Öyküsü – Amiral (e) Çetinkaya APATAY. DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI / DENİZ MÜZESİ.
  • Wikipedia. https://en.wikipedia.org/wiki/Kushimoto,_Wakayama. Erişim tarihi: 29.07.2018
  • Wikipedia. https://tr.wikipedia.org/wiki/Meiji_dönemi. Erişim tarihi: 29.07.2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir